21 Ekim 2008 Salı

Kendine ait bir kır



Karlsruhe'nin pazarlarını seviyorum; geldiğimden beri güneşsiz bir pazar bile olmadı. Almanya'nın en güneşli iki kentinden birinde olmak büyük şans. Yine de Haftasonu Rheinstetten iyice sakinleşiyor çünkü çoğu yaşlılardan oluşan nüfus Baden-Baden'deki kaplıcalara ve piknik yerlerine gidiyor. Orada haftasonu da marketler açıkmış. Böyle olunca da iyice sessizleşiyor ortalık; hayalet bir kent gibi değil de huzurlu bir kent gibi.

Ben de bu pazar evimin 50 metre ilerisindeki kıra gidip nevalemi açtım. Minicik örümcekler okuduğum kitabın üstünde gezerken değişik kelimeler, başka anlamlar çıkıyordu ortaya. Çekirgelerin sadece kanatlarını titreterek uzaktaki başka bir çekirgeye gönderdiği titreşimli mesajlar sessizlikte inanılmaz büyüyordu. Sanırım Karlsruhe'deki pazarlarım Nurdan Gürbilek'in "Ev Ödevi"nde anlattığı, o pazartesi öncesi kasvetini yansıtan, küçüklüğümüzün pazarlarına hiç benzemiyor. Banyo yapmak, okul kıyafetlerini hazırlamak, haftaiçi pek de görmediğin babanın tüm erki ve erkekliğiyle evde oturup bulmaca çözmesi, tüm anlamsız ve gerekisizliğiyle yine de açık televizyondan yükselen kimsenin birbirini dinlemediği bir tartışma programı...
Her Pazar kırlara çıkmak gerek.

Hiç yorum yok: